Haberlerimiz

İSLAM DİNİ VE SPOR


09 Kasim 2016 / Çarsamba


İSLAM DİNİ VE SPOR

Sporun insan hayatındaki yeri ve önemi bugün herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir ve saÄŸlıklı bir yaÅŸam için spor ve egzersiz yapmak zorunlu görülmektedir. Modern Tıp, fizik tedavi baÅŸta olmak üzere birçok hastalıklar için artık çeÅŸitli egzersizleri ve spor yapmayı tavsiye etmektedir.

İslam Dini insan saÄŸlığına gereken önemi en üst seviyede gösteren bir din olarak spor yapmayı teÅŸvik etmiÅŸtir.“İnsanların iki büyük nimetin, saÄŸlık ve boÅŸ vaktin kıymetini bilmediklerini” (Buhari) belirten Son Peygamber A.S., “kuvvetli mü’minin zayıf mü’minden hayırlı olduÄŸunu” (Müslim, İbn Mace) söylemiÅŸ ve bunun yollarından biri olarak da sporla uÄŸraÅŸmayı tavsiye etmiÅŸtir. İslam Dini’nin ilk kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda bugünkü ifadesiyle direk olarak spordan bahseden ayetler görememekteyiz. Ancak unutulmamalıdır ki, Kur’an çaÄŸlar üstü bir kitap olduÄŸu için her ÅŸeyi bazen ayrıntılı olarak vermeyerek onları “küllî kaideler” (genel hükümler) çerçevesinde deÄŸerlendirmekte ve hükmünü o devirde yaÅŸayan İslam bilginlerine bırakmaktadır. Bu çerçevede Kur’an’a baktığımızda, Kur’an’ın bütünlüÄŸü içerisinde spora son derece olumlu yaklaşıldığını söylememiz gereklidir. Kaldı ki, Kur’an’ın genel hükümlerinden hareket etmeye gerek kalmaksızın İslam’ın ikinci kaynağı olan Hz.Muhammed’in hadislerinde zaten sporla ilgili ayrıntılı bilgiler bulunduÄŸunu ve sporun teÅŸvik edildiÄŸini görmekteyiz. Bu yüzden önce çok kısa olarak sporla ilgili Peygamber sözlerinin bazılarından söz edeceÄŸiz. Her ÅŸeyden önce ÅŸunu belirtmek gereklidir ki, bugün uÄŸraÅŸtığımız spor dallarından birçoÄŸu Hz.Muhammed zamanında mevcut deÄŸildi. Bunların hepsinin saadet çağında olmasını beklemek zaten haksızlık olur. Ancak kılıç, mızrak, ok gibi savaÅŸ aletlerinin kullanımı ile birlikte güreÅŸ, yüzme, atıcılık, binicilik ve koÅŸu/atletizm Peygamber A.S. zamanında bilfiil yapılan sporlar arasındaydı. Bunlardan hareketle diÄŸer spor dalları ve özellikle bizim uÄŸraÅŸtığımız Hapkido ile diÄŸer uzak doÄŸu kökenli savaÅŸ/savunma sanatları hakkında fikir yürütmemiz mümkün olabilir. Bunun için öncelikle adı geçen spor dallarıyla ilgili çeÅŸitli hadislerden kısa örnekler sunacağız. Her hadisin sonunda parantez içinde yazılan isimler ilgili hadisin geçtiÄŸi kaynak kitapları göstermektedir.

Hz.Muhammed, öncelikle çağının gereÄŸi olarak “atıcılık” ve“binicilik” üzerinde durmuÅŸ, “Atıcılık ve binicilik öÄŸreniniz” (Tirmizi, Ebu Davud) emri ile her çaÄŸda Müslümanları bu iki spora teÅŸvik etmiÅŸtir. Bunun yanında “Dikkat ediniz, kuvvet atmaktır” (Ebu Davud) buyurmak suretiyle atıcılık üzerinde ısrarla durmuÅŸtur. Kendi yaÅŸadığı çaÄŸda kullanılan “atma aracı” “ok ve mızrak” olmasına raÄŸmen bunların adını kullanmaksızın mutlak manada “atma” kelimesini tercih etmesi, bugün kullanılan tabanca, tüfek, top, roket, füze vb. savaÅŸ aletlerine iÅŸaret olabileceÄŸi gibi, bugün kullanılmayıp gelecekte keÅŸfedilecek olanlarına da iÅŸaret olabilir. Åžüphesiz bu husus İslam Peygamberi’nin ileri görüÅŸlüÄŸünü gösterdiÄŸi gibi İslam Dini’nin geliÅŸmeci, yeniliklere açık ve her devre hitap eden özelliÄŸini de ortaya koymaktadır. Bunun yanında buradan, Hz.Peygamber zamanında ve bugün yapılan sporların ötesinde gelecekte ortaya çıkarılacak her türlü faydalı spora bir teÅŸvik olduÄŸu anlamını çıkarmamız da mümkündür. Hz.Muhammed’in teÅŸvik ve tavsiye ettiÄŸi bir diÄŸer spor çeÅŸidi “güreÅŸ”tir. Sevgili Peygamberimizin bizzat kendisinin de devrinin yenilmez pehlivanı Rükâne b.Abdi Yezîd ile güreÅŸtiÄŸi ve üç defa üst üste onu yendiÄŸi bilinmektedir. Bu güreÅŸ sonucunda Rükâne, Hz.Peygamberin gücünün normal bir insan gücünün çok ötesinde olduÄŸunu görerek böylelikle onun peygamber olduÄŸunu anlamış ve Müslüman olmuÅŸtur. (Tirmizi). Bundan sonra da bazı genç sahabilerin, savaÅŸa katılabilecek güçte olduklarını Hz.Peygambere ispat edebilmek için Rükâne’nin önünde güreÅŸ müsabakası yaptıklarını görmekteyiz. (Beyhaki). Sahabe-i Kiram’ın da güreÅŸ tuttukları görülmekte, hatta Hz.Peygamber’in amcası Hz.Hamza’nın, atalarımız tarafından er meydanlarında “Pehlivanların Piri” olarak anıldığı bilinmektedir.

Hz.Muhammed’in teÅŸvik ettiÄŸi bir diÄŸer spor çeÅŸidi “koÅŸu/atletizm”dir. “İki hedef arasında koÅŸan kimsenin her adımına bir sevap olduÄŸunu belirten” (Heysemi) Sevgili Peygamberimiz, bizzat kendisi sevgili eÅŸi Hz.AyÅŸe annemiz ile koÅŸu yarışı yapmıştır. Hatta bunlardan birincisinde yarışı Hz.AyÅŸe kazanmış, ikincisinde ise biraz ÅŸiÅŸmanlaması sebebiyle yarışı kaybedince Hz.Peygamber öncekinin rövanşını aldığını söylemiÅŸtir. (Ebu Davud, Beyhaki). Hz.Peygamber bütün bu sporların yanında “yüzme”yi de öÄŸütlemiÅŸtir. “Çocuklarınıza atıcılığı ve yüzmeyi öÄŸretiniz” (Beyhaki) ve “ÇocuÄŸun babası üzerindeki hakkı, ona yazı yazmayı, yüzmeyi ve atıcılığı öÄŸretmesidir” (Beyhaki) buyurmuÅŸtur. Sevgili Peygamberimizin, “halk oyunları/folklor”a da izin verdiÄŸini görüyoruz. Kendisi, ÅŸenlik yapan HabeÅŸli çalgıcıları dinleyip oyuncularını seyrettiÄŸi gibi (Buhari, Müslim), HabeÅŸlilerin mescitte oynamalarına ve sevgili eÅŸi Hz.AyÅŸe annemizin de onları seyretmesine izin vermiÅŸtir. (Buhari). Sevgili Peygamberimizin, bu sporların yanında, “Cennet kılıçların gölgesi altındadır” (Buhari, Müslim) hadisi ile Allah yolunda kötülüklere karşı mücadele edilmesini teÅŸvik etmesinin yanında “eskrim” sporuna da bir iÅŸarette bulunduÄŸunu söylememiz mümkündür. Zaten kılıç o devirdeki en önemli savaÅŸ aletlerinin başında bulunmaktaydı. Bugün de kılıç Hapkido, Aikido ve Kendo gibi birçok uzak doÄŸu savaÅŸ sanatında kullanılmaktadır.
DOÇ. DR. HİDAYET IÅžIK
Hapkido tanıtım sitesinden alıntıdır.

Hz.Muhammed’in bir diÄŸer hadisinden de “halter”e iÅŸaret çıkarmamız mümkündür. Buna göre Hz.Peygamber bir gün, aralarında hangisinin daha kuvvetli olduÄŸunu anlamak için büyük bir taşı yerden kaldırmaya çalışan bir gurup insanın yanından geçmiÅŸ ve onların bu davranışına engel olmamıştır. (M.Hamidullah, İslam Peygamberi, İst.1969, II.1142).
GörüldüÄŸü gibi Hz.Peygamber, kendi devrindeki birçok sportif uygulamayı teÅŸvik etmiÅŸ, bazılarını bizzat kendisi de yapmış ve buradan hareketle Ashabı da bunlarla meÅŸgul olmuÅŸtur. Hz.Peygamber, kiÅŸinin kendisinin sporla meÅŸgul olmasını istemesinin yanında çocuklarını da teÅŸvik etmesini öÄŸütlemiÅŸ ve örneÄŸin,“ÇocuÄŸun babası üzerindeki hakkı, ona yazı yazmayı, yüzmeyi ve atıcılığı öÄŸretmesidir”(Beyhaki) buyurmuÅŸtur.
Sevgili Peygamberimiz, sporu bu kadar fazla tavsiye ve teÅŸvik etmesinin yanında daha sonra bırakılmasını ise hiç hoÅŸ karşılamamıştır. Nitekim “Bir kimse ok atmayı öÄŸrenir de sonra terk ederse bizden deÄŸildir”(Müslim) buyurmuÅŸtur. Bu yüzden Ashab-ı Kiram’dan bazıları bu tehditten korktukları için ihtiyarlıklarında bile atış talimi yapmaya devam etmiÅŸlerdir. (Müslim). Hz.Peygamber, sporun bedenî faydası yanında psikolojik faydasına da dikkat çekmiÅŸtir. “Sizden birinizin, kendisine gam ve keder bastığı zaman yayını kuÅŸanıp kederini onunla dağıtmasından baÅŸka yapacağı bir ÅŸeyi yoktur” (Taberani) buyurmuÅŸtur. Yine,“Sizden biriniz oklarıyla oynamaktan (egzersiz yapmaktan) usanmasın” (Müslim) demiÅŸtir. Bugün Tıp uzmanları da hem maddi hem de psikolojik hastalıklar için spor ve egzersiz üzerinde önemle durmaktadırlar. Kuran’ın bütünlüÄŸü içerisindeki genel hükümlerinden ve yukarıda adı geçen hadis-i ÅŸeriflerden, İslam Dini’ne göre, insanlara zarar vermemek kaydıyla, maddi ve manevi açıdan faydalı her türlü sporun onaylanmasının ötesinde teÅŸvik ve tavsiye edildiÄŸini çıkarsamamız mümkündür. Buradan hareketle Uzak DoÄŸu sporlarının ve savunma/savaÅŸ sanatlarının da onaylanarak teÅŸvik ve tavsiye edildiÄŸini söylememiz yanlış olmayacaktır. Uzak DoÄŸu SavaÅŸ Sanatı ve Çağın Sevgi Sporu Hapkido’yu da bu çerçevede düÅŸünmek gereklidir.
Demek ki İslam Dini açısından bir “beden ve ruh eÄŸitimi tekniÄŸi” olarak bu sporlarla uÄŸraÅŸmak uygun görülmüÅŸ hatta övülmüÅŸtür. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir husus daha vardır ki, o da bu sporların dini ve felsefi boyutudur. Uzak DoÄŸu sporlarının kendi oluÅŸtukları coÄŸrafyanın dinini ve felsefesini yansıtmaları gayet doÄŸaldır. İşte İslam açısından meselenin bedeni ve ruhi faydası yanında bir diÄŸer püf noktası burasıdır. Burada önemli olan bu dînî ve felsefî unsurlardan hangilerinin bizim dinimize ve kültürümüze uygun olup olmadıklarının belirlenmesidir. ÖrneÄŸin; Aikido’da olduÄŸu gibi sporcuların birbirlerine karşı secdeye benzer bir ritüeli yerine getirmelerinin İslam Dini açısından doÄŸru olduÄŸunu söylemek mümkün deÄŸildir. Nitekim Hapkido’da da bulunan bu ritüelin, Türkiye Hapkido Federasyonu BaÅŸkanı ve Dünya Hapkido Federasyonu AsbaÅŸkanı Åžükrü KınataÅŸ Hoca’nın teklifiyle Dünya Hapkido Federasyonu tarafından Türkiye gibi Müslüman bir ülkede uygulanmamasına karar verilmesi memnuniyet vericidir. İşte bu noktada yapılması gereken beden ve ruh eÄŸitimi ile ilgili bir teknik olarak bu sporların alınması, ancak İslam inancına, kültürüne ve felsefesine aykırı olan dini ve felsefi yönlerinin İslam anlayışına uyarlanmasıdır. Bu noktada İslam Tasavvufu’ndan istifade edilecek çok fazla ve çok önemli bir dînî ve kültürel malzemeye sahip bulunmaktayız. Åžüphesiz bütün bu hususlar ayrı bir makalenin konusudur. İnÅŸallah ona da “Uzak DoÄŸu Sporlarının Dini ve Felsefi Boyutu” isimli makalemizle cevap vermeye çalışalım. HoÅŸça ve saÄŸlıcakla kalınız…
 


Facebook'ta PaylaÅŸ
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.

Etiketler:





Sitemizi bugün 730 kiÅŸi,Toplamda 9.249.345 kiÅŸi ziyaret etti.